Bana kompresyonunu söyle ,sana kim olduğunu söyleyeyim

Bone Variations-02

Bana kompresyonunu söyle ,sana kim olduğunu söyleyeyim

Her beden farklı , her beden kendine özel. Beden farklılıklarını -bize dayatılan şöyle olmalı, şu kadar çalışırsan buraya ulaşırsın halinden -bir kusur olmaktan öte gördüğümüzde, o bedenin kendi öz farklılıklarını anladığımızda, yepyeni bir yaşam ve yepyeni bir yoga algısı oluşmaz mı?

Fiziksel pratikte hertürlü çabanın emeğin, disiplinin ötesinde gelip geleceğin sınırına dayanacağın aşamayacağın bir yer var. Kemikler:) Kemiklerin yapısı , şekli , yaradan tarafından sana verilmiş oluş hali. Yin Yoga eğitimlerinde -kompresyon – diye tanımlıyoruz ilk günden.
İşte bence o sınıra ulaştığında çok felsefik bir şey başlıyor.Kendin ile yüzleşme yerin orası . O ana kadar dışardan yönlendirildiğin bir pratiğin içindesi. Ki bu tarz pratikleri de çok önemsiyorum. Gücünü dengeni bulabilmen içindeki ateşi, yaşamın ileri gitme arzusunun bulunduğu, seni uzay ve zaman algısı içinde var olabilmen için yaşamda kalma içgüdünü tetikleyen pratikler ve bazen de çok keyifli ve eğlenceli. Buraya kadar her şey çok güzel, olgunlaştığın bir noktaya geliyorsun. Sana söyleneni yapıyorsun , keşfediyorsun, bağ kuruyorsun.

Sonra birşey oluyor. Bir an geliyor, pratiğin bir şeye çarpıyor. ( bazen bunu yaşamda farklı alanlarda da yaşıyorsun. belki ilişkinde, belki işinde ama ben şimdilik beden üzerinden anlatmaya devam edeceğim. Nerde kaldık, ha evet , o an geldi, bir şey senin tüm çabana rağmen seni ilerletmiyor, deniyorsun, daha fazla daha fazla, nefes alıyorsun, bedenini daha da zorluyorsun ama nafile , gitmiyor, o femur kemiği istediğin kadar dışa dönmüyor, sen lotusa oturamıyorsun. Ama azimlisin, femurun dönmüyorsa bakıyorsun başka bir eklemin daha var , dizinden açmaya çalışıyorsun, ah evet azıcık benziyor mutlu oluyorsun, öğretmenim bana bak bende yaptım  beni de sev beni de gör diyorsun ama birsüre sonra dizin ağrımaya başlıyor, hay allah neden oldu ki bu şimdi, hani çok çalışınca olacaktı…

Herneyse burda bahsettiğim şeyleri anlıyorsunuz zaten ama diyeceğim o ki , işte o kompresyon anına geldiğinde hayatta uygulamanda çok önemli bir noktaya gelmiş oluyorsun. O an büyülü bir an. O an gerçek benliğinle, kendi hikayenle tanışacağın an. O anda yanlızsın ve yanlız yürüyeceksin. Kendi derinliklerine, kemiklerinin , bağ dokularının içine gireceksin, ondan öncesi deri idi, yüzel idi kas idi pek de güzel idi ama daha dış dünya ile bağ kurduğun yerler idi. Kemiğe , bağ dokuya fasyaya geldiğinde ise iç dünyan ve derin karman ile bağ kuruyorsun.
Ama unutmaki o kompresyon anına seni getiren de öncesinde yaptığın tüm çalışmalar. Yang olmadan yini bulman mümkündeğil. Biri birinden iyi yada üstün değil.Sürekli bir dans içindeler birbirlerini yaratıp değiştirip, dönüştürüp, yok edip ,yeniden yaratıyorlar

O kemiğin sınırının o olduğunu anladığında işte birşeyler olamaya başlıyor. Önce duruyorsun, yapma, etme, zorlama çabanı bırakıyorsun ve bekliyorsun. Bekliyorsun ki yaşam önüne açsın senin gizemli geçmişini, senin gizemli topraklarındaki hikayelerini, o hikayelerin sadece dış dünyada fotoğraflarda değil , tüm bedeninde hücrelerinde aynı zamanda. İşte o büyüme yolculuğu , toprağa, yerçekimine teslim olma yolculuğu içinde kendi özünü buluyorsun. İç okyanusunda yüzmeye başladıkça herbir beden parçanın hikalerini dinliyorsun, organlarını ziyaret ettiğinde bir bakıyorsun ki tüm atalarını da ziyaret etmişsin.

Ahh anlatamam nasıl da bilge bir varlık beden. O organlar arasındaki işetişim, işlev, bunu bir anlasan tekrardan, kalbin akciğerinle beyninle nasıl da muhteşem bir uyum içinde, böbreklerin kalbinle nasıl iletişim halinde, hayran kalırsın, şükredersin, boyun eğersin, teslim olursun yaradılışın bu büyük ve görkemli haline.

Neyse sabah sabah gaza geldim yine:) Ben çok seviyorum, kendimden geçiyorum tüm bunları öğrendikçe öğrettikçe.
Bedenle kurduğumuz felsefik bağın yaşamla da kurulan bağ olduğuna inanıyorum. O yüzden hertürlü pratiği çok seviyorum.
Yin , Yang …Bedeni harekete geçiren ne olursa. Tek itirazım, herşeyin herkese aynı oranda iyi geldiği yada iyi gelmediği … Herşey ve herkes diye bir genellemeye itirazım var. Çünkü dışadan ne kadarda aynı görünsek, her beden farklı her birey farklı ve kendi biricikliği içinde bu yaşamı deneyimliyor.
Neyse Yin’iniz ve Yang’ınız eksik olmazın. Biri olmadan ötekinin var olamayacağını da şuraya ekleyelim:)
Namaste

 

 

Not: Fotolar için http://paulgrilley.com/bone-photos/

 

Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s